Türkiye ekonomisinde büyüme motoru tüketimden üretime kayıyor
Nisan'da ihracat yüzde 22,3 artarken sanayi üretimi toparlandı; iç talep ivme kaybetti, büyümenin bileşimi değişiyor.
Türkiye ekonomisi, yaklaşık üç yıldır süren sıkı para politikasının etkisiyle yapısal bir dönüşüm geçiriyor. Yıllık tüketici enflasyonu Mayıs 2026'da yüzde 32,6'ya geriledi; bu oran iki yıl önceki yüzde 75 düzeyinin oldukça altında. Bununla birlikte ekonomistler, dezenflasyonun (enflasyonu düşürme sürecinin) bundan sonraki aşamasının daha güç olacağı görüşünde: yüzde 30'lardan yüzde 20'lere inmek, yüzde 70'lerden yüzde 30'lara inmek kadar kolay değil. Büyümenin bileşimi 2026'nın ikinci çeyreğine girerken belirgin biçimde değişti. 2026'nın birinci çeyreğinde hanehalkı tüketimi yüzde 4,8 büyürken net ihracat büyümeye yüzde 2,5 oranında negatif katkı verdi. Öncü veriler bu tablonun ikinci çeyrekte tersine döndüğüne işaret ediyor. Nisan'da sanayi üretimi yıllık bazda yüzde 6 arttı; ihracat ise yüzde 22,3 yükselerek 25,4 milyar dolara ulaştı. Aynı dönemde ithalat yalnızca yüzde 3,1 arttı ve dış ticaret açığı yaklaşık yüzde 30 daraldı. Risksiz bir tablo değil. İthalatın yüzde 71'ini ara malları oluşturuyor; üretim büyüdükçe ithal girdi ihtiyacı da artıyor. Öte yandan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) brüt rezervleri Şubat 2026'daki tarihi zirvesinden bu yana geriledi. Bu durum kur istikrarı ve dezenflasyon sürecinin kısmen rezerv kullanımıyla desteklendiğine dair değerlendirmeleri güçlendiriyor ve finansal kırılganlıkların henüz tamamen geride kalmadığını gösteriyor.
Risk — TCMB rezervlerindeki gerileme sürmesi halinde kur oynaklığı artabilir; döviz borcu veya ithal girdi maliyeti yüksek şirketler nakit akışı planlarını gözden geçirmeli. Fırsat — İhracat büyümesi hız kazanıyor; dış pazarlara açılma veya ihracat kapasitesini artırma yatırımları için zemin güçleniyor, sezonluk ihracat verilerini ve TCMB rezerv gelişimini aylık takip edin.
Kaynak: GZT haberinden derlenmiştir. Orijinal haber ↗