Küresel kamu borcu rekor seviyede: Merkez bankaları ve bütçeler arasında sıkışma derinleşiyor
İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana görülen en yüksek borç stoku, ABD'den Japonya'ya merkez bankalarının hareket alanını ve hükümetlerin kriz yönetim kapasitesini kısıtlıyor.
Küresel kamu borç stoku, İkinci Dünya Savaşı sonrasından bu yana kaydedilen en yüksek seviyelere ulaştı. ABD Hazinesi'nde günlük faiz ödemeleri milyarlarca doları bulurken, bütçenin önemli bir bölümü altyapı veya yatırım yerine borç servisine aktarılıyor. Bu tablo kamunun büyüme kapasitesini daraltırken özel sektörün finansman maliyetini de yukarı çekiyor. Avrupa'da Fransa ve İtalya gibi yüksek borçlu ekonomilerde borç-milli gelir oranları Maastricht kriterlerinin belirgin biçimde üzerinde seyrediyor. Piyasalar bu ülkeleri artık ortak bir Avrupa riski olarak değil, ayrı ulusal riskler olarak fiyatlamaya başlıyor; tahvil faiz makasları açılıyor ve tek para politikası ile birbirinden ayrışan ulusal maliye politikaları arasındaki çelişki derinleşiyor. Japonya'da borçluluk oranı milli gelirin yüzde 250'sini aşmış durumda. Bu nedenle Japonya Merkez Bankası (BoJ), ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) faiz kararlarında eskisine kıyasla çok daha sınırlı bir hareket alanına sahip. Faizlerdeki 100 baz puanlık (yüzde birin yüzdesi cinsinden ölçülen küçük faiz adımı) bir artış bile Japonya bütçesinde bakanlık ölçeğinde ek yük yaratıyor. Bu ortamda küresel büyüme tahminleri aşağı çekilirken, piyasalarda altın, kritik emtialar ve bilançosu güçlü varlığa dayalı şirketlere yönelim artıyor. Bu eğilim bir kriz beklentisinden çok, borca dayalı finansal sistemde sigorta maliyetinin yükseldiğinin yansıması olarak değerlendiriliyor.
Risk — Küresel faizler yüksek kalmaya devam ederse dış borçlanma maliyetleri artar ve uzun vadeli yatırım kararlarını finanse etmek zorlaşır; mevcut kredi vadelerini ve faiz yapısını şimdiden gözden geçirin. Fırsat — Piyasaların güçlü bilançolu ve varlığa dayalı şirketlere yönelimi artıyor; bu kriterleri taşıyan şirketler için uluslararası yatırımcı ilgisi önümüzdeki dönemde güçlenebilir.
Kaynak: Ekonomim (Dünya Gazetesi) haberinden derlenmiştir. Orijinal haber ↗