NBER araştırması: Düşen doğum oranları çalışan başına GSYİH büyümesini artırıyor
Acemoglu ve ekibinin yeni çalışması, azalan genç işgücünün ekonomiyi frenlediği yaygın kanısını verilerle sorguluyor.
Ekonomistler Daron Acemoglu, David Autor, Keelan Beirne ve Andrew Scott'ın Ulusal Ekonomik Araştırma Bürosu'nda (NBER) yayımladığı çalışma, son yetmiş yılda küresel ölçekte süregelen doğum oranı düşüşünün makroekonomik etkilerini yeniden değerlendiriyor.
Araştırma, düşük doğum oranlarının çalışma çağındaki birey başına GSYİH büyümesini ve ücret artışını olumsuz etkilediği yönündeki yaygın beklentinin aksine, bu iki değişken arasında pozitif bir ilişki saptıyor. Nitekim ABD'deki bölgesel veriler de benzer bir örüntüyü doğruluyor; daha düşük doğum oranına sahip bölgelerde ücret artışı daha güçlü seyrediyor. Toplu GSYİH veya toplam kazançlar üzerinde ise ölçülebilir bir olumsuz etki gözlemlenmiyor.
Çalışma, bu sonucu eğitim düzeyindeki yükseliş, kadınların iş gücüne katılımının artması ya da tarım sektörünün küçülmesi gibi yapısal faktörlerle açıklamıyor. Araştırmacılar temel mekanizma olarak teknolojik uyumu öne çıkarıyor: Genç işgücünün görece kıtlaştığı ülke ve bölgelerde emek tasarrufu sağlayan patent başvurularının ve yüksek teknoloji faaliyetlerinin arttığı, toplam faktör verimliliği (TFV) büyümesinin de hız kazandığı görülüyor. İkinci Dünya Savaşı'ndaki asker ve sivil kayıplardan elde edilen karşılaştırmalı veriler, belirleyici unsurun toplam nüfus büyüklüğü değil, genç nüfustaki azalma olduğuna işaret ediyor.
Risk — Türkiye'nin genç nüfus avantajı otomatik bir büyüme güvencesi değildir; bu avantaj emek verimliliğini artıran teknoloji yatırımıyla desteklenmezse rekabet gücüne dönüşmeyebilir.
Fırsat — Otomasyon ve emek tasarrufu sağlayan teknolojilere erken yatırım yapan şirketler, demografik dönüşümün yarattığı verimlilik artışından orantısız biçimde pay alabilir.
Kaynak: NBER Yeni Araştırmalar haberinden derlenmiştir. Orijinal haber ↗