Tahvil ve hisse piyasaları arasındaki makas: Kriz öncesi sessizlik mi?
Deneyimli fon yöneticisi Felsenheimer, tahvil ve hisse piyasaları arasındaki derin ayrışmanın her büyük finansal krizden önce görülen bir örüntüyü yansıttığını belirtti.
Küresel hisse senedi endeksleri, tüm risklere karşın tarihi zirvelerine yakın seyrini sürdürürken tahvil piyasaları (devlet ve şirket borçlanma araçları) çok farklı bir sinyal veriyor. Almanya merkezli fon yöneticisi Jochen Felsenheimer, Handelsblatt'a verdiği röportajda bu tabloyu "her finansal krizin arifesinde görülen alışılmış bir görmezden gelme" olarak nitelendirdi. Felsenheimer'a göre tahvil getirileri yükselirken hisse senetlerinin yükselişini sürdürmesi yeni bir olgu değil. 2006-2007 küresel finansal krizi öncesinde de şirket ve banka tahvillerinin risk primleri (ek getiri beklentisi) artmış, ancak hisse piyasaları buna kayıtsız kalmıştı. Bugün faiz piyasaları, hisse yatırımcılarından farklı bir gelecek fiyatlıyor. Uzman, bu ayrışmanın iki ayrı dinamikten beslendiğini vurguladı: Bir yanda son yüzde onluk yükselişi de yakalamak isteyen yatırımcı refleksi, öte yanda borsaya yönelen otomatik birikim planları (ETF temelli düzenli yatırımlar). Bu planlar piyasa koşullarına göre değil, otomatik olarak işlediğinden risk algısı çok düşük kalıyor; piyasa dönene kadar.
Risk — Tahvil piyasasının yükselen getirileri ile hisse piyasasının sakinliği aynı anda sürdürülemez; portföyünüzdeki hisse ağırlığını ve risk limitlerini şimdiden gözden geçirin. Fırsat — Olası bir dalgalanmada likit kalmak avantaj sağlar; nakit veya kısa vadeli sabit getirili araçlarda tutulan rezervi artırma zamanı olabilir.
Kaynak: Handelsblatt Wirtschaft haberinden derlenmiştir. Orijinal haber ↗